Biz Kimiz

“Eyvah Delirdik, serbest bir müzik-sanat oluşumudur. Sitemizde ince eleyip sık dokuduğumuz güncel haberleri, röportajları, özenle hazırladımız playlistlerimizi sunduğumuz radyomuzu, gezi bloğumuzu bulabilir ve bizi çok sevebilirsiniz.”

Merhaba Sevgili Okuyucu,

Biz deliyiz. Evet hem de en sıyırığından. Neyse konumuz bu değil. Bohemliğin popülarite merdivenlerini hızla tırmandığı bir dönemdeyiz. Artık aşk acılarımızı, ruhsal çöküşlerimizi sandıklara kapattık, kah bakkal Osman abinin dönüşünü bekliyoruz , kah çaktırmadan bikinisinde koca bir galaksi taşıyan hanım kızımızı göz ucuyla kesiyoruz. Artık derdimiz değil arkasından bakakaldığımız veda yolculukları. Kaçsın otobüsler ama duraklar yalnız kalmasın.

Şimdi özünde hepimiz iyi insanlarız. Ararız ama bazı şeyler var telefonda eksik anlatılıyor. Arasak ne yazar? Umursamaz bir ruh hali içerisinde olduğumuz izlenimi verme uğraşı içerisindeyiz ama o Oya yok mu o oya… Kalbimizi oya oya bitirdi. Şarkılar yazdık, dizeler karaladık ama yazdığımız o son şarkı bile utanıyor halinden. İyi çocuklarız esasen ama mutsuzuz.

Sabırsızdık. Olur dedik,iyi şeyler hemen olur dedik ama olmadı. Sorunlarımız, sıkıntılarımız yıktı güneşten umutlarımızı ama kimileri vardı ki, babası padişah! Ne dert kaldı onlarda ne de tasa. Yargılanırken yerinde gölgelerimiz, biz yine ağaçtan taraf olduk. Yıllar geçti, bir kaçımız öldü ama heyecan vardı hala.

Kah bir vedanın kah bir kaybın arkasından kan sızdırdı kalplerimiz. Asırlık yaralar açtı benliklerimizde ama biri vardı ki, bir sarıldı. Geçti bir günde. Belki bunlardan ötürüdür ama hep bir fevrilik vardı ruhumuzda. Yaktık, yıktık ama bizi kafanıza takmayın. Fena huyumuz hakareti seviyor. Bir Kocaelililerle bir de karton kolililerle hiç anlaşamazdık. Bir de ne severdik popülariteyi. Efsane olalım diye yemediğimiz bok kalmadı ama bir düşünürdük pir düşünürdük. Sanırsınız kafamızda kurbağa var. Düşüne düşüne daha 27’mizde kafamıza sıktık. Neyse uzatmaya gerek yok. Vazgeçin bu kıvranışlardan. Sonu yok bunun. Öleceğiz sonuçta fakat yaşamak da güzel, bildiğin gibi ama en güzeli… Domates!

Diyeceğiz bu naçizane projeye. Müziğe yoğunlaşmış ama bir o kadar da sosyal yaşam ile ilgili bir çok şeyi bulacağınız bu güzel bloğumuz fikirlerinize her zaman açıktır. Eğer ki bu projenin bir parçası olmak isterseniz “iletisim@eyvahdelirdik.com” dan bize ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle Kalın.


Eyvah Delirdik Ekibi

Çiçeği burnunda, bu minik ve mütevazi hiyerarşimizin üç mütevazi yöneticisi, yazarları, grafik tasarımcıları ve videolarını, gezi yazılarını bizden esirgemeyen, mekan mekan gezen üyeleri ile 23 Kasım 2016’dan beri sizinle olan naçizane oluşumumuzun perde arkasını da göstermek istedik sizlere.

YAZARLAR


Beyza YILDIZ

1997 yılında doğmuşum ve babamın arkadaşları tarafından adıma Beyza olarak karar verilmiş. 1.63 boyunda kırmızı gözlük takan ufak tefek bir şeyim aslında. Çevremde ufaklık, uzaylı, minik sincap diye çağırıldığım doğrudur. Anlam veremedeğim her şeye müzik dinleyip anlam yükleyerek yaşıyorum. Deliler gibi Nietzsche okur ve boş bulduğum defter, kitap sayfalarına ufak çizimler yaparım anlamsızca. Günün hemen hemen her saatinde kahve içip insanları nedensizce izlerim. Bundan bir kaç ay önce başıma çok güzel bir olay geldi ve sitede yazmaya başladım. Mutluyum ve şanslı hissediyorum.

Derin KOÇER

99’un 11. ayının 11. gününde, İstanbul’da, bir hastane odasında doğdum, ağladım, yoğun bakıma alındım. Hiç bebek olmadım, çocukluğu hızlıca atladım. Büyüdüm de küçüldüm. Okumadan yazılmazmış, ilk şiirimi yazınca anladım. Çok okudum. Çok okumayı hiç bırakmadım. Tarih araştırmalarında çalıştım, ders kitabı hazırladım, adı bende kalsın, birkaç mecrada yazdım, bazılarında hâlâ yazıyor, editörlük yapıyorum. Buradayım, bekliyorum.

Cemre SONER

Milenyumun çağının ilk 24 Mayısında doğmuşum, özel bir hikayesi yok ama ismime Cemre demişler. Bunca sene düştüğüm hayatları ısıtmayı ve yazmayı sevdim. Bir de okumayı, izlemeyi, dinlemeyi… Yazdıklarımla insan hayatına dokunma hevesi ise beni Eyvah Delirdik’e getirdi. O yüzden bundan böyle benim güncel olaylara karışmış serüvenime burada tanıklık edeceğiz. Hepimize şimdiden geçmiş olsun.

Çağrı AVCI

Kendisi hayatı keşfetmek yolunda adımlar atar.Ruhunu anarşist olarak tanımlayan Çağrı, Ankara’nın mazide kalmış Rock’N Roll semalarında gezinir,tek başına yaşar ama çoğunlukla tek başına olmaz. Şimdilik Odtü Kimya öğrencisi. Müzikle -her ne kadar bu ara bi b*k yapamasa da- yakından ilgilidir.Popüler ağızlardan uzak underground a yakın bir dünya insanı.Kaçık çizimleri ve hafif agresif şiirleri vardır.

Beyza Betül ÇELİK

Hayatımda çekilen tüm filmlerin asi ve çılgın yönetmeniyim. Bazen bir kuş yerine geçip uçuyorum, bazen bir çocuk olup gülüyorum, bazen bir gemi olup batıyorum, bazen dalgalar kadar çılgınlaşıyor, bazen bir okyanus kadar derinleşiyorum. Bütün parçalarımla ben benim ve sadece savruluyorum. Bazen bir parçam siz veya bir parçanız benim.

Ece AKŞAM

98 yılının onuncu ayının onuncu gününde doğmuşum. Babamın ismimi rüyasında görmesiyle adım Simay Ece olmuş. Fakat ben Ece’yi kullanmayı tercih ediyorum. Küçük yaştan itibaren birçok sanat dalıyla uğraştım. Dans, müzik, tiyatro… Fakat hayatımın odak noktası hep müzik olmuştur. Şimdi ne mi yapıyorum? Küçük, fakir ama gururlu bir müzik grubunda solistlik yapıyor, arada sırada çiziyor ve yazıyorum. Ha oburumdur bir de ben, yaşamak için değil yemek için yaşarım. Bundan dolayı meslek olarak Gıda Mühendisliğini seçtim. Çukurova’da takılıyorum işte…

REDAKTÖR


Emel AKSU

Tarihin herhangi bir evresinde evrene kucak açtım. Zamanla büyüdüm, boyum filan uzadı. Kendime yeni şeyler kattım. Yeni şeyler denemekten büyük keyif alıyorum. Uyumayı seviyorum. Kalan zaman diliminde spontane yaşıyorum. Üretmek kadar, üretilenleri inceleyip kendimden bir şeyler bulmak her zaman hoşuma gidiyor. Hergün düzenli olarak deliriyorum. Ben Emel, öyle dümdüz Emel.

 

GRAFİK TASARIM – GÖRSEL EKİBİ


Ece ÖZYİĞİT

96 Kadıköy doğumluyum. Sebepsiz resim zırvalıklarım ve Kadıköy sokaklarının verdiği yetkiye dayanarak sanata yöneldim. “Normal”den epey uzaklardayken kendimi bir şeyler karalarken buldum ve grafik tasarım şalterlerim attı, önünü alamadık. Şimdilerde freelance bir iş hayatının içindeyim. Tek amacım güzel insanlarla güzel işler çıkarmak. Ha son olarak, delirmek güzeldir!

 

Dicle GÜLŞAHİN

İzmir’de geçen çocukluk ve İstanbul’daki üniversite yıllarının ardından öğrenimine Bologna’da, kültür sanat yönetimi alanında devam ediyor. En sevdiği yemek pizza veya makarna değil fakat en sevdiği albüm Neredesin Firuze Orijinal Film Müzikleri. İnsan olmasaydı diş ipi olmak isterdi, çünkü büyük icat. Eyvah Delirdik’e grafik tasarım desteği veriyor ve ilginç bir şeyler deneyimledikçe yazıyor.

 

Arda KIYMAZ

1997’de Adana’da doğmuşum. Ardından maymun iştahımla başa çıkmaya çalışmış herkes. 14 yaşıma kadar sadece rap müzik dinledikten sonra, graffiti ile tanıştım. 3 sene kadar sürdü ilişkimiz onunla. Ardından kaykay sürmeye başladım. Anlayacağınız çok kısa sürede Hiphop’ ın renkli dünyasındaydım. Daha sonra ortaokulda gitar kursuna gitmeye başladım. Tabi gitarla birlikte hem farklı dünyaları tanıdım hem de graffiti ve kaykay son buldu benim için. Telefonumdaki çalma listelerimi çorba kıvamına getirdikten sonra insanın her türlü müziğin kalitelisini dinlemesi gerektiğini öğrendim. Peki ya şimdi mi? Şimdi ise kendi parçalarım var. Bunları soundcloud ve youtube üzerinden yayınlıyorum. Oraya da beklerim sizleri.

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ


Gizem DEMİROĞLU

ALOHA!
Ben Gizem. 21 yıldır yeryüzünde yürüyorum zaman zaman koşuyorum. Hayalim Mimar Sinan’da kağıtla kesikler atmak iken Uludağ’da sanat tarihinde kariyer planlaması yaparken buldum kendimi. 21 yılın her birinde 21 farklı insan barındım içimde. 71’imde hala yaşıyor olursam Aysel Gürel olmak istiyorum. Sizleri kucaklıyorum ve daha yeni başlıyorum!

KONSER EKİBİ


Bİ’ŞEY


Aleyna ÇIBIKÇI

İstek, şikayet ya da öneri için bana ulaşın:

  • aleynacibikci@eyvahdelirdik.com

Hep sabırsızdım, sabırsız doğdum. İçeride 7 ay kalmayı yeterli görmüş olacağım ki 98’in Kasım’ında, 24’ü öğlesinde doğdum. Ağlamadım. Acısı sonradan çıktı tabii. Konuştum ve edebiyatla tanıştım. Elim kalem tutana kadar edebiyatın mükemmel olduğuna inandım. Sonrası malum, kendi kalemim ile edebiyatın vasatı da oluyormuş, onu anladım. Kalabalıktan nefret ederdim ama hep kalabalıkta yaşadım. Deliliğe ilk yatay geçişi İzmir’de tek başıma ama 3 kişi yaşadığımda yaptım sanıyorum. Sonrası ise uzun bir yolculuk oldu. Gidebildiğim, Dünya üzerinde şu an için erişebileceğim her noktaya adımımı atmaya çalıştım. Şimdi ise çapayı Amerika’ya attım. Okudum, okuyorum. Dinleyip çalıyorum. Eh hadi, biraz da yazıyorum ve ilk defa eyvah diyorum.

Ben, biz delirdik ve aman ha! Şayet ki siz de delirirseniz, siz eyvah demeyin diye biz “Eyvah Delirdik”.

Gökyüzü ve yıldızlar sizinle olsun.