Masters Louis Vuitton x Koons (saçmalık?)

Jeff Koons, Amerikalı, popüler kültürün, popüler sanatçısı. Banal objelerin, tekrar üreticisi. Paslanmaz çelikten laleleriyle ünlü, en pahalıya, pardon 58.4 milyon amerikan doları gibi cüzi bir fiyata satılan eserin “Balloon Dog(Orange)” sanatçısı. Sanat eleştirmenlerini bıçak gibi keskin, birbirinden ayıran Jeffrey Koons. Eserleri kimine göre tarihi açıdan çok önemli ve öncü, kimine göre avam, kaba ve bencil.

Leonardo da Vinci, daha doğrusu Leonardo di ser Piero da Vinci, Rönesanslı süper insan. Filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, müzisyen ve daha bu gibi bir sürüsü. Sadece sanat dünyasını geliştirmek değil, çeşitli alanlardaki araştırmalarıyla tüm insanlığa zaman kazandırmış 2.milenyumun adamı. Hiç bir eleştirmen da Vinci konusunda şüphede değil. Mona Lisa’nın, Son Akşam Yemeği’nin ve daha nicelerinin babası. Vinci’li allâme.

Vincent van Gogh, Hollandalı ressam. Batı dünyası sanatının en tanınmış, aranmış adamı. 860 yağlı tablonun olduğu 2100 kadar çalışma, yaşadığı kısa ömrün hem de son iki yılında. Çılgınlık ve yaratıcılık arasındaki ince çizgi üzerinde, bir o tarafa, bir diğer tarafa geçmesindendi belki, yaşarken kıymeti asla bilinmedi. Başarısız dendi. İntiharından sonra ise kendini fovistlerin ve Alman dışavurumcuların eserlerinin içerisinde buluverdi. Romantik, acı çeken sanatçı imgesinin, hüzünlü ressamı.

Peter Paul Rubens, Barok Sanat Okulu’nun gözde öğrencisi, renk, duygu ve portrelerin mitolojiyle harmanı, av, din temalı portreler ve dahası… Reform karşıtı sunak resimleri, çoğunlukla portreleri, soylulara ve koleksiyonculara portreler üreten atölyesi, kalp hastalığından öldükten sonra geride bıraktıkları arasındadır. Aynı zamanda şövalye edilmiş bir diplomattır. Rönesans’ın son büyük ressamı Eugène Delacroix’nın da ilham kaynağıdır.

Louis Vuitton, Paris’te kurulmuş, ayakkabı, saat, çanta, güneş gözlüğü, aksesuar vb. üreten moda evi. Günümüz sosyal medyalarında bir tomar para yanında çekilmiş cüzdanlarından belki tanıdığınız LV monogramı… Her “tiki” kız ve erkeğin, elbet sahibi olduğu çanta, kemer ve/veya cüzdanın markası. Bu sene Jeff Koons ile bir işbirliği ürünü olarak piyasaya sunduğu Masters LV x Koons serisi hakkında olacak bu yazının buradan sonraki kısmı, üzülerek ve içim de giderek yazıyorum:

BU NE BÖYLE ALLASEN?

Elbet gitmişsinizdir bir müzeye, bu müzelerin çıkışına yakın, illa ki bir buzdolabı magneti, kalem, bez çanta gibi eşyalar satan, müze hediyelik eşya dükkanları olur. Seyahate sizinle gelemeyen yakın eş, dost, arkadaşlarınıza buralardan ufak hediyeler alırsınız. İşte tam olarak bence bu koleksiyon ve üç bin euroluk çantaları, hediyelik eşya dükkanlardan çıkmış gibi gözüküyor. Hele Da Vinci için yapılan çanta, Mona Lisa’nın kurnaz yüzü üzerine bir LV monogramı bir de JK ve azıcık da hatrı kalmasın diye altın renginde yıldızlar, sizce de üç bin euro için çok üzücü bir portre değil mi?

Koleksiyon sadece Da Vinci’ye değil, aynı zamanda, Fragonard’a, Rubens’e, Titian’a ve Van Gogh’a da hakaret şeklinde, fiyatları 2100 ila 3000 euro arasında değişen, 395 euroluk anahtarlık ve 1000 euroluk şal üzerine basılmış, imitasyon büyük eserler, portreler. Da Vinci yazısı altına Mona Lisa’nın boyundan yukarısı basılmak için seçilirken, Titian’da karşımıza Mars, Venüs and Cupid tablosu çıkıyor.

Biraz daha öncesine gidelim, sene yaklaşık 2015 olmalı, Koons, New York sanat sahnesine, yine kült tabloların önüne mavi parlak toplar koyduğu bir sergiyle çıkıyor. Adı “Gazing Ball Paintings” ve diyor ki “Bu sergi kopyalamakla alakalı değil.”. Bilmem, siz ne dersiniz? Sizce Mona Lisa’nın önüne parlak bir top koymak ve bu sergi, toptan yansıyan “sizi” deneyimlemek demek, ne anlama gelir?

Bence bu sefer, Jeff Koons abartmış. Bence bu koleksiyon, büyük ressamlara hakaret. Bence bu çantaların hepsi yaratıcılıktan uzak, abartılmış ve avam. Bence bu çantalara basılmış resimler oldukları müzelerde hayat bulmaya devam etmeli, tozlu raflarda diğer çantalarla bekleyen, koleksiyoncuların dolaplarında değil. Bu resimler, şan ve şöhretini dekolte açarak kazanmış kadınların kollarında, on altı yaşındaki zengin züppe erkeklerin ellerinde gezmemeli. Da Vinci’nin Mona Lisa’sı, bu düzeye in(diril)memeli.

Tabii bunlar hep benim görüşüm, beğenirseniz almanız, beğenmezseniz de benim kadar bunu kendinize dert etmemeniz dileğiyle, esen kalınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir