Bob Dylan’dan Hey Douglas’a… Röportaj: Dorukcan Ereşter

Her şey gibi müzik dünyası da şu günlerde içinde bir sürü balık barındıran kirli bir deniz. Bu kirliliğin içinde tertemiz müzik yapan Doruk’un yerini kendi sözleriyle “deniz kabuğu içinde” olarak tanımlasam yanılmam sanırım. Kendisi Keşif Sahnesi’nin belki de en genç konuğu ama bir o kadar da yetenekli. Lafı fazla uzatmadan Doruk Ereşter’i tanıyalım.

Öncelikle hoş geldin Doruk. Klasik bir soruyla başlayalım diyorum. Müziğe ne zaman ve nasıl başladın?
Müzikle ilk tanışıklığım 9 yaşındayken ablamın bilgisayardaki müzik klasörlerini keşfederek başladı diyebilirim.

Sena Şener’i biliyorsun. Ailesinde çoğu kişi müzisyen olduğu için müzikle iç içe büyümüş ve kendisinin de bir müzisyen olmasında bunun etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Senin ailende de ablanın sana bu şekilde bir etkisi mi oldu?
Hayır ablam sadece farkında olmadan aracı oldu. Dayım dışında ailemde müzikle ilgilenen birisi yok.

Geçmişten günümüze gelelim o zaman. Yavuz Çetin’i çok sevdiğini biliyorum. Bu sevginin temelinde yatan sebep ne?
Yavuz Çetin yaşadığı, hissettiği şeyleri müzikle anlatmayı başarabilmiş biri. Bana kalırsa müzikteki en zor şey budur. O bana şarkılarıyla hikayesini anlattı, ben de ona sonsuz bir saygıyla şapka çıkardım.

Yavuz Çetin’in intihar etmiş olmasıyla ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyim?
Her ne kadar şu an Yavuz Çetin sevilen, tanınan bir müzisyen olsa da zamanında kimse tarafından anlaşılamamış aslında. Çünkü bu ülkede iyi işler sadece sahibi öldükten sonra değer görüyor. Yavuz Çetin’in iki albümü de sırayla dinlendiğinde ikinci albümün intihar notu niyetine yapıldığını anlıyorsunuz. Diğer müzisyenlerden çok farklı bir kafaya sahip olduğunu düşünüyorum. Huzur içinde uyusun.

Maalesef birçok şeyin değerini kaybettikten sonra anlıyoruz ve değerlendiriyoruz. Yavuz Çetin’in değerini hayattayken anlayamasak da şu an oğlu Yavuzcan Çetin de müzikle ilgileniyor, onun çalışmalarını takip ediyor musun?
Evet ediyorum. Çok fazla çalışması yok maalesef. Umarım bu işe daha fazla zaman ayırır. Kendisine başarılar diliyorum.

Yavuz Çetin’den çok bahsettim ama bunu da sormadan geçmeyeyim. Hey Douglas’ı biliyorsundur, Yavuz Çetin’in şarkılarını da yeniden düzenliyorlar. Onları nasıl buluyorsun?
Öncelikle eleştirmen değilim bu konuda hemfikir olalım ancak pek zevkime hitap etmiyor diyebilirim ama farklı tazda müzik icra eden insanların Yavuz Çetin’in farkında olması mutluluk verici.

Peki yabancı sanatçılardan ya da gruplardan seni Yavuz Çetin kadar etkileyen biri var mı?
Çok fazla sevdiğim isim var aslında ama Bob Dylan bana bir tık daha yakın diyebilirim.

Bu hissiyatın sebebi nedir?
Sanırım Bob Dylan’ın şiirselliği.

Etkilenmek konusuna değinmişken daha da derinlere inmek istiyorum. Farklı sanat dallarının birbirini etkilediğini düşünüyor musun? Etkilediğini düşünüyorsan müzik ya da farklı bir sanat dalından senin müziğini etkileyen ya da esin kaynağı olan bir eser oldu mu?
Ben çok geniş mideli biriyim o konuda. Çok fazla türde, çok fazla dinlediğim grup var. Ben dinlerken sindirdiğim her şeyden etkilenirim. Hatta dinlerken değil izlerken de. Benim müziğim etkilenmeye çok açık olduğundan dolayı her şarkımın birbirinden farklı duygular uyandırdığını düşünüyorum.

Seni tanıdığım kadarıyla edebiyatla ilgili olduğunu biliyorum. Edebiyat da senin müziğini etkilemiştir diyebilir miyiz o zaman?
Tabii zaten müziğimin yapıtaşı yazdığım sözlerdir. Çünkü ben şarkı sözünden ziyade serbest şiir ya da düz yazı yazarım. Bunlar sonradan şarkı olur. İkinci Yeni edebiyatının gerek aşılmamış bağdaştırma gerek imgesel anlatım özelliklerinin benzer yansımaları şarkılarımda görülebilir ki zaten yakında çıkacak EP’min ismi de “Yokuş Yukarı Düşenler”.

Müzik eğitimi almayı düşünüp düşünmediğini de merak ediyorum. Bu yıl üniversiteye gideceksin, konservatuar mı düşünüyorsun?
Yok hayır ama üniversiteye müzik yapmak için gidiyorum.

Eğitimden konu açılmışken gitar çalmayı nasıl öğrendin acaba? Ve gitarının adının “Cabbar” olduğu doğru mu?
10 yaşında birkaç akor basabilecek kadar kurs aldım sonrasında kendi kendime geliştirmeye çalıştım ve evet akustik gitarımın ismi “Cabbar”. Elektro gitarımın ismi de “Pia”.

Özel bir şey değilse eğer bu isimlerin nerden geldiğini öğrenebilir miyim?
“Cabbar”ın bir özelliği yok isim olarak. Bir sohbet sırasında ağzımdan çıktı ve öyle kaldı. “Pia”da Attila İlhan’ın bir şiiri. “Pia” Attila İlhan’ın hayalinde yarattığı ve aşık olduğu kadındır. Bu isim de oradan geliyor.

Şimdi en iyi bildiğimiz sanat dalına gelecek olursak alternatif müzik dünyasından hangi müzisyenleri takip ediyorsun?
Yeni nesilden Emirhan Derindere, Can Kazaz, Kaan Boşnak -özellikle solo çalışmaları-, Nilipek ve Eren Kavlak gibi isimler takip ettiğim müzisyenlerden bazıları. Tabii bu liste uzar gider ama aklıma ilk gelenler bunlar.

Alternatif müziğin bir parçası olarak bunun çıkışını ve ilklerini nasıl yorumluyorsun?
Alternatiflik öncelikle müziğe mahsus değildir bence. Bu akımın ortaya çıkış amacının popülariteye ya da paraya dayalı sanat piyasasına, hızlı tüketilen sezonluk şarkılara bir alternatif oluşturma, samimi ve gerçek bir sanat akımı oluşturmak olduğunu düşünüyorum. Bunun başı ya da sonu vardır diyemem çünkü “Alternatif” adı altında oluşan bu akım derlemedir. Net bir çizgiye ya da kalıba koymamız doğru değil diye düşünüyorum. Ben bu akımın öyle çevresinde bir yerdeyim diğer bütün herkes gibi.

Bu akımın çevresine giriş yaptığın ilk adımlarına dönmek ve senin kendi çalışmalarına gelmek istiyorum şimdi. İlk besteni ne zaman yaptın?
10 yaşındayken yaptım.

Yayınladın mı o besteyi?
Hayır ama ilerde neden olmasın?

Şuan hala gençsin ama 10 yaş için çocukluk dönemi dersem yanılmış olmam herhalde. O yaşta beste yapmaya ilham veren neydi?
Ben her zaman bir şeyleri paylaşma ihtiyacı duydum ama insanlarla paylaşamayacağımı daha o yaşta anlamıştım .Bu yüzden yazdım durdum. İyiyi kötüyü doğruyu yanlışı. O an ne hissettiysem yazdım.

Sen yazarak kendi dünyanda kendini ifade ediyorsun ama şu an onu insanlara ulaştırıyorsun ve bu bence çok cesaret isteyen bir şey. Senin için böyle özel bir şeyin insanların ruhuna dokunması nasıl bir duygu?
İnsanlarla şarkılarım aracılığıyla kalplerimizi duygularımızı birleştirmek çok güzel bir duygu benim için.

Peki yakın zamanda insanların kalplerine duygularına dokunabilecek çalışmaların var mı?
5 şarkılık bir EP kaydettim. Çıkışı için net bir tarih veremesem de bu yaza kadar çıkar diyebilirim. Bütün dijital platformlardan erişilebilecek.

Şunu da kişisel olarak öğrenmek istiyorum. Bir müzisyensin ve doğal olarak sahne alıyorsun ve besteler yapıyorsun. Sahneye çıkmadan ya da beste yapmadan önce devamlı yaptığın totem gibi bir şey var mı?
Yok hayır. Zaten birazdan bir şeyler yazayım şeklinde olmuyor. O an yazabileceğimi hissettiğimde ortaya çıkıveriyor. Deniz Kabuğu İçindeki Kız şarkım 4-5 dakikada ortaya çıkıp bütün amatörlüğüyle kaydedilmiş bir parça mesela. Sahnede ise bütün güzel şarkıların tadını çıkarıyorum. Taktik maktik yok bam bam bam 🙂

En iyisini yapıyorsun çünkü böyle şeylerin doğal ve içten olması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bambaşka bir yerdeki birinin senin şarkınla bambaşka şeyler hissetmesi mümkün değil bence. Peki son olarak kendi şarkını söylemek mi cover yapmak mı daha heyecan verici?
İşin içinde müzik olduğu sürece her şey beni heyecanlandırmaya yetiyor.

Sorularıma içtenlikle yanıt verdiğin için teşekkür ediyorum. Senin gibi içten müzik yapanların daha iyi yerlere gelmesini temenni ediyorum. Başarılar diliyorum müzik hayatında.
Çok keyifliydi ben teşekkür ederim. Umarım her şey çok daha güzel olur, hepimiz için.

Biz de bize zaman ayırıp sabırla sorularımıza cevap verdiği için teşekkür ediyor, size de Dorukcan’ın şarkılarına göz gezdirmenizi öneriyoruz. Sevgiyle kalın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir