Bu Hafta Keşif Sahnesi’nde: Yürüme Mesafesi

Uçsuz bucaksız ovalarda düşünmüş, tüm sorunları aşmış da gelmiş ve en zoru başarıp 21. yüzyılın pisliğinde doğayla barışmış birini misafir ettik bu hafta Keşif Sahne’mize.

Uzunca bir süredir kendimi bütün sanat dallarından uzak tuttuğum -herhalde yeni oluşacak ortama  alışmaya çalışıyordu– umutsuz bir referandum sonrası haftasında aylardır yapmadığım şeyi yapıp sitenin maillerini kontrol etmeye karar verdim. Yatak, mutfak, tuvalet üçgeni arasında geçen sosyal hayatım içerisinde bir mail ile ayaklandım. Uzun bir zamandır umursanmamış bu mail, beni bin pişman ederek Tanju adlı aklı müzik, ağzı iyi laf yapan yetenekli bir sanatçı ile tanıştırdı.

Şimdi de size Eyvah Delirdik’e tüm sosyal mecralardan ulaşmaya çalışmış, cevap alamayınca da umutsuzluğunu müzik sevgisiyle sıvayıp – iyi ki – mail atmış olan Tanju’nun bütün uğraşlarını yok sayıp sanki kendim arayıp da bulmuşum gibi size zevk gurmeliği yapacağım Yürüme Mesafesi adlı grup üzerinden.


Kimdir, Neyin Nesidir Bu “Yürüme Mesafesi?”

Kendisine duyduğu hoşnutsuzluk kadar doğayı seven bir grup Yürüme mesafesi. Doğaya hayranlığından esinlenmemiş tek bir şarkı bile bulamazsınız Yürüme Mesafe’sinin şarkılarında. Şarkılarındaki her bir kelime, doğaya duyulan hayranlık ile şekillenmiş, insanlığa ve dolayısıyla kendisine karşı duyduğu kızgınlık ile bestelenip karşımıza çıkmış. Hep bir arayış var aslında mutluluğa karşı. En az, şarkıların sahibi, Tanju kadar arayış içerisindeler. Kolay kolay yetenekli insanlara hayran olan biriyim. Tanju ve seçimlerine hayran olmam da uzun sürmedi. Daha fazla da şarkıları incelemeye başlamadan Tanju’yu anlatmak istiyorum. Haddim olmadan da biraz insan sarraflığı yapmak.

Müzik hayatına bir çok ‘Kadıköy müziği’ yapan sanatçı gibi lise yıllarında başlayan Tanju, üniversite hayatının yoğunluğuna, kariyer stresine dayanamayarak müziğini ihmal etmeye başlamış. Türkiye sınırları içerisinde çokça karşımıza çıkan bir durum aslında bu. İşini sevmeyen, mutsuz müzisyen  mühendisler, ressam avukatlar, yazar doktorlar ülkesindeyiz sonuçta. Peki Tanju’nun hikayesini diğer insanlardan farklı kılan, hayatını tekrar tekrar hem kendime hem de çevremdekilere anlattığım bir hikayeye dönüştüren detay neydi peki? Söyleyeyim, hırs. En canlı ve verimli yılları olan lise dönemini sessiz sakin bir sahil kasabasında geçiren genç bir adamın İstanbul’un aç gözlülüğü ile tanışana kadar müziğini tanıtma çabası oldukça tebrik edilesi. Ayrıca eğer şu an başka birini anlatmıyorsam Tanju’nun İstanbul’a dahi pes etmediğini, müziğini devam ettirdiğini anlamışsınızdır. Üniversitede okuduğu, yıllarını ve enerjisini harcadığı bölümün meslek kolunda çalışmayacağını bile bile bölümünü bitirip, dönmüş aile yanına, lise yıllarını geçirdiği Antalya’daki o küçük sahil kasabasına. Yıllar önce kapattığı şiir defterlerini açmış, yarım yamalak biriktirdiği melodileri almış önüne ve tekrar müzik yapmaya başlamış. Bass çalan bir arkadaşı ile oturup kayıt almaya başlamışlar. Tanju ile birebir konuşan bir insan olarak söyleyebilirim ki bu davranış her ne kadar kararsızlık gibi görülse de Tanju kesinlikle çağımız hastalığı kararsızlığa düşmemiş bir adam istekleri konusunda.

Dediğim gibi öncesinde; uçsuz bucaksız ovalarda düşünmüş, tüm sorunları aşmış da gelmiş ve en zoru başarıp 21. yüzyılın pisliğinde doğayla barışmış biri Tanju, yani Yürüme Mesafesi. Şehri, imkanları, kalabalığı bırakıp 300 nüfusu bir köyle yerleşen bu yetenekli müzisyen bir şeyler başardığının farkında değil gibi ne yazık ki. Kendisine söyledim dayanamayıp. “Sadece toplum görmedi, onaylamadı diye görmezden gelmişsin gibi kendini. Oysa ne çok şey başarmışsın.”

Yürüme Mesafesi (Tanju): Çevre ve  özellikle aile yıllardır sana yaptığı yatırımın karşılığını görmek istiyorlar ve sen kafanın doğrusuna gidiyorsun. Bütün sorumluluk sende ama yapmak istediğim şeyi yapmak istiyorum, rol yapmak istemiyorum. Hayattan korkmamam gerektiğini söylüyorum kendime.  “İstediğin şeyi yap Tanju” diyorum.

 


Yoruldum

“Denizlerin sözleri yok diye
Onları anlamsız mı sanırsın?”

Daha fazla felsefeye inmeden şarkılarına geçmek istiyorum Yürüme Mesafesi’nin. Gerek melodiler, gerek sözler olsun çok da yabancı bir müzik değil aslında. Çok da kendinizi zorlamadan, sıkılmadan şarkılara alışabiliyorsunuz ama bu durum şarkıları kesinlikle sıradan yapmıyor. Bir şekilde, anlatacağınız bir hikaye, hatırladığınız bir anı kalıyor elinizde şarkının sonunda. Doğaya duydukları saygı ve hayranlığın dışında günümüz duygularını sıkça taşıyor şarkılar içerisinde. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim sanırım bu kolay anlaşılabilirliğin, alışılabilirliğin nereden geldiğini. Yürüme mesafesi somut olarak toplumdan uzaklaşmış olsa da onun bir parçası olmaktan çekinmemiş. En az bi’üniversite gençliği kadar isyankar, en az herkes kadar bıkkın… Gerek “Kurtar Beni” şarkısı, gerek “Cüzzamlı”… Şarkı sözlerinde küçük bir isyan var ama sanki içten içe seviyormuş gibi de hayatı. Diyorum mesela bir çoğunda. “İşte tam ben”. Sonra bir kelime, belki de bir cümle, şarkıyı kişisel olarak düşünmeyi bıraktırıp müzisyeni tanımaya yönlendiriyor.

Yürüme Mesafesi (Tanju):  Ortak düşünüyor ve hissediyoruz bazı şeyleri. Ben kendi düşüncelerimi, hislerimi söylemeye çalışıyorum. Başkalarının kendilerini bir miktar bulması şarkılarda, güzel esasında benim için. Görmesem de yalnız değilim.


Kurtar Beni

“Bana sorarsan yarın bize ne verebilir?
Dünya’yı yaksam intiharım için.”

En sevdiğim değil ama en çabuk alıştığım, bağlandığım bir şarkı oldu “Kurtar Beni”. Peki, Neden? Neden bu şarkı Yürüme Mesafesi’nin diğer şarkılarından daha farklıydı? Hem nasıl oluyor da şarkıya bayılmayıp bu kadar alışabiliyorum? Söyleyeyim. Öncelikle, gerek melodi olsun, gerek sözler… Kesinlikle günlük hayatta sık sık karşılaştığımız melodilerden farklı değil ama aynı da değil. Gerek Büyük Ev Ablukada olsun, hatta alanı daha da genişletirsek, Pearl Jam… Benzer tatlar almak oldukça olası. Bu durum, şarkıya kesinlikle ‘kolay tüketim’ etiketi koyabilecek sebeplerden değil  çünkü yine aynı sebepler dolayısı ile şarkı size kendini sevdiriyor. Rock müziğin günümüz burjuvası, bir çok alternatif rock şarkısı gibi bıkkın bir şarkı ‘Kurtar Beni’ fakat kaçmıyor. Sorunların dağ taş olup şarkının son saniyesinde üzerimize yıkıldığı bir şarkı da değil hatta. Uyandırıyor, canlandırıyor.

“Düşündüm, okudum sayfaları
Neden büyüttüm bu kadar başkalarını?”

Kesinlikle… Pes ediliş değil, bir ayaklanma var şarkıda. Şarkının adı “Kurtar Beni” fakat kaçmak isteyen değil, sorunların giderilmesini isteyen türden bir kaçış. Sanki “siz çıkın da ben kalayım.” gibi… Ya da değil.

Yürüme Mesafesi (Tanju): O şarkıyı ilk eve döndüğümde tamamlamıştım ve sanırım en kötü dönemimdi. Tam bi boşluk, ne yöne gideceğine karar verme dönemi… Şimdi hayatla biraz daha barıştım. Yani, bir yıl sonra…


Düşündüm

“Düşündüm düşündüm masmavi okyanusları
Dibe Dokundum. Oradaymış tarihin Tanrıları, sarıldım. Hissettim.”

Yürüme Mesafesi’nin doğa aşkının zirvelere ulaştığı, şiir olsa kesinlikle dönemin en iyi pastoral şiirlerinden biri olarak anılacak bir şarkı “Düşündüm”.  Okyanusun berraklığını, sonsuzluğunu ve hatta ıslaklığını hissettiriyor bu şarkı. Tamam. Okyanusu, gökyüzünü biliyoruz. Bilmesek de görüyoruz da… Kim bu tarihin Tanrıları?

Yürüme Mesafesi (Tanju): -Bu zor bir soru oldu.- İnsan aya dokunamaz, okyanusun dibine de. Bunu yapmak için bedenden kurtulmak lazım. Bir nevi “Tanrılara sarılabilirsin, bedenden kurtulunca.”

Peki bu doğa sevgisi? Uzun bir süredir doğaya bu denli hayranlık duyan biri ile karşılaşmamıştım doğrusu. Hele ki kolay tüketim ikili ilişkiler popüler müzik için biçilmiş kaftan iken pastoral dizeleri müziğe hammadde olarak kullanmak tebrik edilesi bir durum. Bir o kadar da farklı ve ilgi çekici…Maddi şartları yok sayarsak daha büyük bir şehre taşınmayı tercih eder miydin? Sonuçta müzik piyasası büyük şehirlerde dönüyor. Yaşadığın şehirden farklı olarak bir çok farklı ortamda bulunabilme şansın var. Yoksa bu pastoralime vazgeçemeyecek kadar çok mu kaptırdın kendini?

Yürüme Mesafesi (Tanju): İstemiyorum. Belki bi süre sonra Antalya ya şehir merkezine geçerim. Sonra n’olur bilmiyorum. Kadıköy’ü seviyorum, başka da görmek istemiyorum şimdilik İstanbul’da. Sadece onu özledim.

Kadıköy, her İzmir ruhlunun İstanbul gibi bir kaos şehrinde ister istemez buluştuğu tek nokta sanırım. Kadıköy’e her gidişimde kendimi İzmir’de sandığımı, hatta bir keresinde insanlara ısrarla “169 ne zaman gelecek” diye soruşumu hatırlıyor, hatta durmuyor anlatıyorum. Üstüne bir de deliliğimi tescil ettirirken konu alıyor başını gidiyor. Ee… Şarkı? Gitti o, gitti. 169’a bindi gitti Konak’a.


Son Olarak, Yürüme Mesafesi’ni Daha Çok Tanıyın

Güzel sohbetler ettik Tanju ile uzun bir süre. Siz ne yapıp ne edin oturun derim şu yetenekli adam ile aynı masaya. Tabii, tanımak için dinleyin müziklerini önce. Özel ve güzel düşünceler var. Fazla çiçek böcek kaçabilir şehir insanına fakat yepyeni bir bakış açısı daha sunacaktır size Tanju.

Bir grup kurmayı düşünüyor musun? Yoksa şu an kendin ve müziğin için yeterli olduğunu mu düşünüyorsun?

Yürüme Mesafesi (Tanju): Elbette istiyorum. Aslında mail ve mesajlarda geldi. Yürüme Mesafesi’nde çalabileceğini söyleyen bazı arkadaşlar da oldu ama şu an buradayım. Burada kalmak istiyorum bi süre daha.

Yaşadığın yere olan hayranlığını önceden de konuştuk fakat kesin bir cevap almak adına soruyorum. Yaşadığın yer senin için ne ifade ediyor? Yani müziğini duyuramama riski pahasına seni hala orda tutan sebep ne?

Yürüme Mesafesi (Tanju): Burada da yalnızım ama şehirde daha da yalnız hissediyorum. 6 yıl kaldım İstanbul’da. Böyle… Burada evimdeyim ve her yer benim. Orman ve deniz… Biraz daha enerjimi toparlamalıyım çıkmak için. Şunu yapacağım bunu yapacağım diye keskin planlarım da yok aslında. Kaydetmeye devam edeceğim.


Derin Bir Mevzu…

Hayatım boyunca hayvanlara insanlardan daha fazla güvendim. Doğduğum günden beri sevgi ve şefkati evin en küçük mensuplarından öğrendim. Kedimden, zamansız benden alınan köpeğimden. Suçluluk duymam gereken bir mesele belki biraz sonra söyleyeceklerim ama köpeğimin zamansız gidişiyle öğrendim ben ölüm acısını ki… öncesinde sayısız aile ferdini kaybetmeme rağmen.

Sayfalar boyu bir yerip bir övdüğüm ama hayata bakış açısına hayran kaldığım Tanju, geçtiğimiz günlerde sevgili köpeği, Lodos’u kaybetti.  Derler ya, eminim seni gökyüzünden bir yerlerden izliyordur hala. Belki bir yıldızın arasından belki de bulutların üstünden…

Güçlü ve sevgiyle kal Tanju


Sanatçıya Ulaşın

Facebook

Twitter

One comment Add yours

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir